BİZİM SİNCAN


Yeniden doğanların buluşma yeri Hatay!

13/11/2007 -Kategori: garipolaylar

"http://image.haber7.com/haber/10009.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."http://image.haber7.com/haber/10009.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
Yeniden doğanların buluşma yeri Hatay!

Reenkarnasyon konusunda araştırma yapan pek çok bilim adamı soluğu Hatay’da alıyor. Çünkü ‘tekrar doğduğunu’ iddia eden birçok kişi bu ilde yaşıyor. Başka bedenlerde yeniden hayat bulanlar, ‘geçmiş günleri’ anlatıyor...

     İkinici Hayatlar - 3
Ayten Görgün


     Psikiyatri, önceki yaşamlarının olduğunu söyleyen insanlara 'dissosiyatif bozukluk' (çoğul kişilik) hastalığı tanısı koyuyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. İlhan Yargıç da toplumda bu hastalığın görülme sıklığının sanıldığından çok daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.
     Bu konuda yapılan araştırmaya göre; Türkiye'deki nüfusun binde dördünde çoğul kişilik bozukluğu var. Örneğin; İstanbul'un nüfusunu 12 milyon olarak kabul edersek sadece İstanbul'da 48 binden fazla kişi bu durumda.
     Bu arada başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde geçmiş yaşam deneyimleri, ölüm ve hastalıklarının bir sonraki yaşama etkileri üzerine araştırmalar sürüyor.
     
‘Beyin kaydediyor’
     Çok yeni bir veri olarak; İngiliz nörolog Prof. Dr. Wilder Penfield, beynin yaşam süresi içinde en küçük resimleri dahi kaydedip anı olarak saklandığını söylüyor. Bu da reenkarnasyon öğretisini güçlendiriyor: "Ölüm anında beyin ile ruh arasındaki enerji bilgilerle beraber ruhsal frekansa geçer. Ruh bu birikimiyle öte âleme gider."
     Ayrıca başka ülke, zaman ve kişiliklerde yaşadıklarını söyleyen, hatıralarını anlatan, mezarında eski eşyalarını bulduğunu iddia eden insanların sayısı gün geçtikçe artıyor.
     
Bu ilin sırrı ne?
     Hatay ili, öldükten sonra dirilenleri inceleyen yabancı araştırmacılar için önemli bir kaynak. Avustralyalı Dr. Yurgen Kail reenkarnasyon araştırmaları için Hatay’a gelip yeniden doğanların öykülerini topluyor. Son 10 yıldır kendini reenkarnasyona adayan yeniden doğuş araştırmacısı Cevdet Rende’nin yakında çıkacak olan "Tekrar Doğanlar" adlı kitabından Hatay bölümündeki öykülerin bazılarını şunlar:
•   Ali Kara: Suriye’de ölüp Türkiye’de doğduğunu söylüyor. Hatay Raskiye köyü, 1972 doğumlu. Bir önceki hayatında adı Cabir Rismen. Bilal ve Rahibe'nin oğlu olarak Cennata köyünde dünyaya gelmiş. 1947-1960 yılları arasında yaşamış. Kullandığı traktör devrilince ölmüş.
•   Mehmet Aslan: 1987 doğumlu. Bir önceki hayatındaki annesi yeni doğan çocuğu Mehmet’i rüyasında görüyor. Arayıp buluyor ve çocuğu ailesinden istiyor. Mehmet, bir önceki hayatında Ata Eryılmaz imiş. Ata'nın anne babası Habib ve Raya Eryılmaz'ın iki çocuğu var. Ata ve Nebil. Nebil 15 günlük iken ölüyor. Ata ise üniversiteyi kazandığı yıl Asi Nehri'nde boğuluyor.
•   İpek Kart: Hatay Döver köyünde, Besime adında bir hamile kadın; öldürülüyor. Kocası cezaevine konuluyor. Besime ise İnci-Sabri Kart çiftinin kızları olarak Hatay’da dünyaya geliyor. İlkokula giden İpek’in güncesinden okuyoruz:
     "Bundan önce de hayatım vardı. Döver köyünde, yeni evli, 8 aylık hamile bir kadındım. Adım da Besime Yayar idi. Eşimle düğünümde takılan takılar yüzünden hep kavga ederdik. Altınlarımı bozdurup kamyon almak istiyordu. Beni sürekli dövüyordu. Bir gün yine altınları istedi karşı çıktım dövdü. Evin damındaydık kocam beni itti, dengemi kaybettim aşağıya düşüp öldüm. Ama geri döndüm, şimdi adım İpek Kart ve 12 yaşımdayım."
     
‘Beni bu topraklara diğer hayat getirdi’
     Çocukluğundan beri reenkarnasyona inanan piyanist-besteci Anjelika Akbar anlatıyor: "İnanıyorum çünkü, bu evrene kendimizi ve evrenimizi bilmek için geliyoruz. Bu uzun bir süreç ve bunu tek bir hayat içinde gerçekleştirmek mümkün değil. Milyonlarca yıl bir ruh geliyor gidiyor ve tecrübe ediyor. İnsan her geçmiş hayatından yarı yarıya tanıdıklarını getiriyor. Örneğin annemiz muhakkak bir önceki hayatınızda sizin ilişkide olduğunuz biri olabilir. Hiçbir şey tesadüf değil. Ben de ta hayatın başlangıcından beri varım. Önceki hayatlarımda kim olduğumu söylemeyeceğim. Nasıl ki şimdiki özel hayatını anlatmazsınız bunun gibi bir şey bu. Küçüklüğümden beri birçok şeyi yaşıyorum onun üzerine hem Rusya hem de Hindistan'da yıllarca eğitim gördüm. Hepimizin binlerce hayatı var. Örneğin ben Türkiye ve Anadolu'yu çok seviyorum. Çünkü bu topraklarda ilk defa yaşamıyorum. Hayat beni buraya bir daha getirdi. Burada kaç hayatımdan arkadaşlar buldum..."
     
‘Reenkarnasyon İslamla bağdaşmaz’
     İslam ile reenkarnasyonun hiçbir birleşecek yanı yoktur" yorumunu yapan M.Ü. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz şöyle diyor:
     "Kur’an-ı Kerim’de reenkarnasyonu reddeden çok sayıda ayet var. Çünkü İslam’da insanların öldükten sonra dirileceği ve ahirette ebedi bir hayata kavuşacakları temel inançtır. Ayrıca insanların daha önce başka varlıklar olarak dünyaya geldiğini işaret eden en küçük bir ifade yoktur. Bakara Suresi’nin 28, Müm’in suresinin 11. ayetlerindeki ‘sizi iki defa öldürdük iki defa dirilteceğiz’ ifadeleri dünya hayatı ve ahireti anlatır. Bunlarda reenkarnasyonu işaret eden herhangi bir anlam yok. Biri dünyaya insan haline gelişidir, diğeri öldükten sonraki diriliştir."
     
‘Önceki hayatımda Kraliçe Sisi’ymişim’
     Sisi lakablı organizatör Seyhan Soylu anlatıyor: "Dinsel boyutta Kur’an-ı Kerim’de ‘Topraktan geldik toprağa gideceğiz’ deyimi reenkarnasyonun, yeniden var olmanın, bedenlenmenin ve tekamülün yerine getirilmesi anlamına gelir. Bilimsel açıdan da ruh 200 gramdır. Bedenimiz bir elbise gibi ruhumuzun üzerine giyilen bir kıyafettir. Ve çeşitli tarihlerde kıyafetlerimizi hep değiştirmişizdir. Yurtdışında ve Türkiye’de de baktırdım, daha önce Avusturya kraliçesi Sisi olduğum çıktı. Seyhan Soylu’nun kısaltılmışı olarak Sisi’yi bunun için kullandığımı öğrendim. Viyana’da bulunduğum sırada da Avusturya Kraliçesi Sisi’nin sarayına gittim ve orada da ‘deja vu’ (bir anı daha önceden yaşamış olmak, görmek) yaşadım. Bu demektir ki Tanrı ve bilim boyutunda reenkarne var. Buna inanmayanlar dinsel terimle kâfir bilimsel terimle ise ahmaktır."
     
‘Trafik kazasında ölmüş olmalıyım’
     Oyuncu Hande Ataizi reenkarnasyona inananlardan, şöyle konuşuyor: Önceki hayatımda kimdim bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim; trafik kazasından çok korkuyorum. Otomobil kullanmasını bilmiyorum, öğrenmek de istemiyorum. Sanırım bir önceki hayatımdaki reenkarnem trafik kazasında yaşamını yitirdi. Ruhlarımızın tekamül edip daha medeni ve ilerlemiş bir gezegende yaşayacağımızı düşünüyorum. Bu öğreti Hindistan’da yoksulluk içinde yaşayan halkı sindirmek için çıkarılmış olabilir. Ama önemli olan şu ki reenkarnasyona inanmak beni mutlu ediyor.
     
‘İskoçya’da basit bir çiftçiydim’
     Dört yaşındaki Yiğit Oğul Gökoğlu ailesine "Ben İskoçyalıyım" dediğinde anne-babası Gülden-Yalçın Gökoğlu şaşkına döndü. Nasıl mı, işte böyle: "Oğlumuz 1997’de doğdu. 1.5 yaşında ‘Ben İskoçyalıyım’ dedi. Sonra da Anna’yı çok özlediğini söyleyip, nerede olduğunu sordu. Bir yıl, İskoçya’yı anlattı; ‘Zengin değildik. Çiftliğimiz vardı. Küçük, tek katlı evimiz vardı. Tarlada çalışırken kaza geçirdim. Yürüyemedim. Anna bana baktı.’ Bu yaz da dedesine ormanda bir evde olduklarını, uçakların bomba attıklarını, bombanın pimini çektiğinde her yerin aydınlandığını ve kendisinin de gökyüzünde uçarak İstanbul'a geldiğini anlattı."
     
‘Maddiyatçı insan, hayvan olur’
     Doğan Doğan 21 yaşında. 5 yıl öncesine kadar ateistti. Bir gün reenkarnasyon ile tanıştı ve tüm dünyası değişti. Artık Tanrı'ya inanıyor, eskiden o bar senin bu bar benim gezerken şimdi bir grup arkadaşıyla buluşup ibadet ediyor. Şöyle anlatıyor: "Pek çok kitap reenkarnasyondan bahsediyor. İhtiras içinde, maddesel beklentisi olan insan dünyaya tekrar döner. Para için öldürebilen, aşırı içen, uyuşturucu kullanan insanlar sonraki yaşamında hayvan ve benzeri canlı olmaya mahkûmdur. Biz ruhuz, vücudumuz tıpkı bir araba gibi. Bizler arabanın sürücüsüyüz. Ne ekersek onu biçeceğiz. Bir illüzyon içindeyiz ve bu tiyatroyu iyi oynamalıyız. Korkularımız bir önceki yaşamımızın bu yaşamımıza yansıması."

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Reenkarnasyon Ruh Göçü

7/9/2007 -Kategori: garipolaylar

Ölüm sonrası ruh dirilmesi  - Reenkarnasyon
Fransızca asıllı bir kelime olan reenkarnasyon; ölümden sonra ruhun yeniden insan vücuduna gelerek tekrar bedenlenmesi olarak tanımlanıyor. Bu anlayışa göre fiziksel olarak bedenin ölümünden sonra ruh yaşamaya devam ediyor ve her seferinde başka bir bedene bağlanarak varlığını sürdürüyor. Reenkarnasyonun temelinde "adalet" anlaşıyı yatıyor. İnanışa göre, insanlar farklı imkan ve yeteneklerle dünyaya geliyor ve farklı yaşamlar sürüyor.

 Reenkarnasyon Ruh Göçü

İslam dininin şiddetle ret edip sapkınlık ve şirk olarak yorumladığı reenkarnasyona inanma oranı küçümsenmeyecek boyutlarda. Özelikle Hatay Mersin ve Adana ‘da her mahallide mutlaka reenkarnasyon;  hikâyesine rastlanır. Konuyla ilgili olarak başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok ülke Hatay Mersin ve Adana bölgesinde bilimsel araştırmalar yapmış ve yapmaktadır İslam dinin şiddetle ret ettiği reenkarnasyona Müslüman ailelerin de inanıyor olması ortaya garip bir çelişki çıkartmaktadır.

İşte o hikayelerden bir kaçı


 

Adana Mersin Hatay'da hemen hemen  her ailenin bir reenkarnasyon hikayesi vardır.

"http://yusufebb.sitemynet.com/mynet_resimlerim/uvijn.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.




5 yaşında ingilizce konuşuyor...

çok fakir bir aile.en küçük  kızları 5 yaşındaki ela ,adının elmita olduğunu,bundan önceki yaşamının ise A.B.D’de geçtiğini,evli ve iki çocuk annesi olduğunu iddia ediyordu!...
  ela’nın garip davranışları 2 yaşında itibaren başlamıştır.bu olayların duyulması ise ilginç bir tesadüfle oluşmuştu
   tarsus amerikan koleji’inden okuyan bir grup öğrenci piknik yapmak için o bölgeye gitmişlerdi.herşey küçük ela’nın öğrenci grubunun yanına gidip portakalı gösterip"orenge"demesiyle ortaya çıktı.ela’nın ing konuşabiliceğini fark eden öğrenciler,derhal ela’nın ailesinin yanına giderek bu yaştaki çocuğun nsl öğrettiklerini sordular.
 aile ise bütün olup bitenlerden habersizdi...kızlarının kullandığı kelimelerinin haytında hiç duymadıkları yabancı bir dil olduğunu ozman öğrendiler.
 ela her geçen gün etrafındaki şeyleri küçümseyip annesinin baş örtüsünü,şalvarına laf etmeye başlamıştır.
 ela 5 yaşına geldiğinde sosyal çevresine uymayacak davranışlar sıralamaya başladı.asansörü en ince ayrıntısına kadar tarif ediyordu.oysa ki bulunduğu köyde asansörü görmüş değilidi..bulundukları yerde televizyon bile yoktu.
olay öle bir hal gelmiştiki sonunda olay gazetecilere yansıdı.gazetelerin olayla ilgilenmeleri sonucu,tarsus amerikan koleji öğretmenlerinden choriotte oellen,ela’yı ziyerete geldi.öğretmen ela’ya ingilizce olarak:"bana dağdan biraz çiçek toplayabilir misn?dediği an,ela dışarı fırladı ve kısa bir sürede öğretmene uzattı.uzmanlarca yapılan çalışmalar sonucunda ela’nın ana dilinin ingilizce olduğu kararına varıldı.
o yıllarda konuyla ilgilenen tarsus amerikan koleji öğretmenlerinden  francis melling şunları söylüyordu:
-"uzun yıllar bu yörede öğretmenlik yapıyorum.ela’nın davranışları ve konuşması bu yöreye göre standartların inanılmaz üstünde.hiç bir dil eğitimi görmemiş olan bu 5 yaşındaki kız,üstelik bu lehçeyle böle mükemmel naslı konuşabilir?"
 bu olay lan stevenson’un yayınladığı kitabında da yer almış ve tekrardoğuş olaylarının önemli bir kanıt olarak değerlendirilmişitr.....
Mavi Gözlü Bebek
bu olay ya da benzeri bişi daha önce yazıldı mı bilmiyom ama yeniden başka bir bedende doğmakla ilgili bi yaşanmış olay yazıcam şimdi yorumlarınızı bekliyorum kafam çok karıştı zaten...neyse;
Doğumdan bir gün önce...
Nilgün'ün annesi o gece rüyasında;çok fakir bir ailenin evine gittiğini ve orada kendisine bir bebeği(kız)uzatarak,bu artıık sizin bebeğiniz dediklerini görüyor.
Anne uyanınca aklından hiç çıkmayan,bebeğin o masmavi gözleri oluyor...
O gün öğleden sonra saat 16:00'da,gözleri masmavi çok güzel bir bebek dünyaya getiriyor.
Aradan 6 yıl geçiyor...
Antakya'daki akrabalarının düğününe gitmek için Nilgün'ü de yanlarına alarak Adana'dan yola çıkıyorlar.Nilgün'ün Hatay ve çevresine ilk gidişi olmasına rağmen,Reyhanlı'ya yaklaşırlarken,birden otobüste ayağa kalkıp:
-Biz daha önce burda oturuyorduk,çok fakirdik,babam bekçiydi.Anarşi olaylarında çatışmada öldü.Ben okula başladığım gün babamın cenazesi kaldırılıyordu.Kalabalıktan okul önlüğüm çamur olmuştu.Köyün çeşmesinde önlüğümü yıkarken ayağım kaydı,başımı çeşmeye çarptım ve orada öldüm,dedi.
Bunları anlattıktan sonra otobüsün içinde çığlık çığlığa ağlamaya başlayan Nilgün'ü zorla susturuyorlar.Ama annesinin kafasında 3 yıldır cevapsız kalan soru da aydınlanmış oluyor.Çünkü Nilgün 3 yaşından beri nerede bir ilkokul öğrencisi görse,hemen koşup öğrencinin önlüğünü silmek istiyordu!
Olayın başka garip yanı da Nilgün'ün ensesinin hemen üzerinde doğuştan bir yara izi taşımasıydı.
Bu olayı inceleyen kişi Reyhanlı'ya kayıtlardan kızın söyldiği tarihte ölen bekçiyi tespit etmiş.












Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Siyasi Gaflar

3/8/2007 -Kategori: gaf

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gaf

3/8/2007 -Kategori: gaf

Ünlülerin Gaf Gafları

Ünlülerden Süper Gaflar

Salak olabilirim ama aptal asla.... ASENA

Ben meme kanserine şahsen karşıyım.... SİNEM GÜVEN

Mozart Türkiye'de konser vermeye gelirse tabi ki dinlemeye gideriz.....EMRAH

Allahı size emanet ediyorum.... TANSU CILLER

Tüneli kaçmak için mi kazdınız .... REHA MUHTAR

İsmini vermek istemeyen bir izleyici Filiz Ovar İngiltereden arıyor.... A TAKIMI

Kendime ait görüşlerim çok güçlü görüşlerim var ama onları her zaman onaylamıyorum..... CORC W BUSH

Polis yolu az sonra işlenecek bir cinayetin tatbikatı için kapattı....KANAL D ANA HABER

Eminem dünyaca ünlü bir grup biliyorsunuz değil mi arkadaşlar....BEYAZ

23.Yüzyılı yaşadığımız bu günlerde başıma gelen bu dram...Q KIZI REYHAN

Cinayetler dışında en düşük suç oranına sahibiz..... WASHINGTON D.C. VALİSİ MARION BARRY


Sigara içmek öldürür öldüğümüzde hayatimizin önemli bir bölümünü kaybederiz ....BROOKE SHIELDS

Fransızlar amma kültürlü ufacık çocukları bile Fransızca konuşuyor....İZZET YILDIZHAN

Cumhuriyet 1927 yılıda ilan edildi ......Tuğba OZAY

Atatürk ne demiş Yurtta sulh barışta sulh ....NİHAT DOGAN

Bugün 10 Kasım Atatürk'ün 64. ölüm yıldönümünü şölenlerle kutluyoruz......ELIFNAĞME


Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Garib ama gerçek

3/8/2007 -Kategori: garipolaylar

ABD'de Massachusetts Institute of Technology'de okuyan bir öğrencinin tanık olduğu bu öykü, bir tez çalışmasının nelere yol açacağını göstermesi açısından ilginç bir örnek oluşturuyor:

Bir lisansüstü ögrencisi bir yaz mevsimi süresince her gün üzerine siyah-beyaz çizgili bir tişört giyerek Harvard futbol sahasına gider. 15 dakika boyunca sahayı bir uçtan diğer uca yürüyerek yerlere kuş yemi serper.

Bu arada cebinden bir hakem düdüğü çıkartıp öttürür. Yağmur, çamur demeden hergün aynı saatte aynı hareketleri törensel bir ciddiyetle yapar.

Derken sonbahar gelir, futbol mevsimi başlar. Harvard futbol takımının ilk maçı oynanacaktır.

Siyah-beyaz tişörtlü hakem başlama düdüğünü çalar ve o anda olanlar olur.

Yüzlerce kuş sahaya hücum eder ve doğal olarak maç ertelenir. Bu arada öğrenci tezini vermiş ve mezun olmuştur.

BEYİN TIKACI

Bu ilginç öykü ABD' den Alexandra Donahue'nun arkadaşı Linda'nın başından geçiyor:

Arkansas'a akrabalarını ziyarete giden Linda, alışveriş için bir süpermarkete gider. Arabasını park ederken yanındaki park etmiş arabanın sürücü mahalinde oturan kadın dikkatini çeker.

Kadın ellerini başının arkasına kavuşturmuş, gözleri kapalı, kıpırdamadan durmaktadır. Linda, kadının durumunda bir tuhaflık sezer, ancak müdahale etmez. Alışverişini tamamlayıp, arabasına döndüğünde kadını hala aynı pozisyonda görünce dayanamayıp arabanın camına vurur:

"Iyi misiniz?".
Kadın cevap verir:
"Başımdan vuruldum. Beynim dışarı akmasın diye tutuyorum".

Bu cevap üzerine telaşlanan Linda, süpermarket yetkililerinden yardım ister. Ambulans çağrılır. Otomobilinin kapı kilidi kırılarak açılır ve kadın dışarı çıkartılır. Ancak büyük bir şaşkınlıkla kadının başının arkasında bir parça ekmek hamurunu sıkıca bastırarak tuttuğu görülür.

Sonunda olay anlaşılır.

Kadının marketten satın aldığı mayalı ekmek hamurunun poşeti, otomobilin içindeki sıcak havanın etkisiyle, tabanca sesine benzer bir sesle patlamış; hamur parçaları büyük bir hızla çevreye saçılmıştır.

Duydugu sesi tabanca sesi, başının arkasına yapışan hamuru kurşun deliğinden dışarı sızan beyni sanan kadın, Linda'nin gelişiyle sanal kâbustan kurtulur.

KIZARMIS HAYALET

Bu öykü Yeni Zelanda'dan Kay Martin' e ait:

Akşam yemeğine arkadaşlarını çağıran Kay, yemekten önce küçük bir aperatif hazırlarken bir tavuğun acı acı bağırdığını duyar.

Sesin nereden geldigini merak eden Kay bahçeye çıkar. Bahçede bir şey göremez.

Ancak ses daha yakınlardan, hatta mutfaktan gelmektedir.

Giderek yükselen sesin kaynağını keşfettigi zaman tüyleri diken diken olur. Kızarmasi için fırına yerleştirdiği tavuktan çığlık çığlığa sesler gelmektedir. "O anda elim ayağım boşandı. Tavuğu canlı canlı pişiriyorum sandım. Korkudan az daha ölüyordum." diyor.. Tavuğun çığlıkları Kay'inkiler ile birleşince konuklar mutfaga üşüşür ve çığlıkların nedeni ortaya çıkar. Tavuğu fırından çıkartan konuklar, hayvan sogudukça seslerin kesildiğini fark ederler.

Yeni Zelandâ da tavuk çiftliklerinde hayvanlar, bizde olduğu gibi boynu kesilerek öldürülmez. Kay'in akşam yemeği için hazırladığı tavuğun ses telleri kesilmediği için tavuğun karnında biriken buhar, hayvanın boğazından geçerken büyük bir basınçla ses tellerini harekete geçirmiştir.

Bu olaydan sonra, tahmin edebileceginiz gibi, Kay bir daha evinde tavuk pişirmez.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Şaka Gibi Ama Şaka Değil

3/8/2007 -Kategori: garipolaylar

Garip ama gerçek



Garip ama gerçek

Aşağıda okuyacağınız olaylar asparagas yada düzmece haberler değildir. Hepsi polis kayıtlarına geçmiş, birçoğu yazılı, görsel başında yayımlanmıştır.

Şimdi sıkı durun;
 
Yer: Kayseri
Siz hıç karanlıkta iyi göremediğiniz için yakıt deposunun, tam dolup dolmadığını çakmak yakarak kontrol etme cesaretini kendinizde buldunuzmu!
Kayseri şehirlerarası otobüş terminalinde 38 AS 991 plakalı yolcu otobüsüne mazot alan muavin Z. T. deponun tam dolup dolmadığından emin olmak için çakmak çakarak kontrol etmek ister. 
Sonuç: Buharlaşan mazotun parlaması ve muavinin yanık tedavisi için hastahaneye kaldırılması...

Yer: Diyarbakır
Lunaparkta gece bekçisi iki kafadar (zincirlerin ucuna bağlanmış salıncaklardan oluşan) uçan sandalyelere biner ve mekanizmayı çalıştırırlar. Ancak sandelyelerin merkezkaç kuvveti ile dönerek açılmasından dolayı durdurmak içi şaltere ulaşamazlar ve sabaha kadar kimseye seslerini duyuramazlar. 
Sonuç: Bu bekçilerden biri hayatını kaybetmiş, diğeri işe gördügü uzun tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamamıştır...

Yer: Karabük
Siz demir çelik haddehanesinde çalışan bir işçinin, sigarasını yakmak için 600 tonluk preslerin arasından emekleyerek geçtiğini ve 2.450 santigrad derecedeki fırına ulaşmaya çalışırken son sigarasını yaktığını duydunuzmu?..

Yer: Giresun
Siz hıç birisinin, dış ağrısından kurtulmak için çenesine kurşun sıktığını ve beynini dağıttığını duydunuz mu?..
 
Yer: İstanbul, Sultanbeyli
Yuttuğu sineği öldürmek için ağzına Shelltox sıkip, zehirlenerek kendisi de ölen zamane uyanığını...
 
Yer: Erzurum
Birçok ülkede insanlar berbere gidip traş olurlar, ama hiçbir berber, masaj amacıyla müşterisinin kafasını sağa sola çevirirken boynunu kırmaz...
 
Yer: Bozcaada
Bankamatikten para çekerken başka bir ülkede elektrik çaprmasından ölmezsiniz. Türkiye'de ölürsünüz...
 

Yer: Adapazarı
Siz hiç arabası ile yolda giderken radyoda duyduğu göbek havasıyla coşup, göbek atmak için aracını kenara
çeken ve otoyolda göbek atarken arkadan gelen aracın altında kalıp ölen duydunuz mu? Söz konusu olay TEM
otoyolu Sapanca mevkiinde cereyan etmiştir...
 
Yer: Konya
Aynı işyerinde, biri gündüz biri gece vardıyasında çalışan ve ikisi de işine motasiklet ile giden baba-oğulun, yolda karşılaşmaları normaldir, ama birbirlerine selam vermek içın ellerini sallarken,  kaza yapıp ölmesi sadece bizde vaka-i adıyedendir...
 
Yer: Kocaeli, Dilovası

Hangi ülkede bir gemi mühendisı, kontrol etmek için gemi kazanına girdiğinde, biri başkası gelip kazan kapısını kapatır ve kazanı ateşleyip...

Güven iyidir ama kontrol daha iyidir (ALMAN ATASÖZÜ)
Güven iyidir ama kontrol gerekmez (TÜRK MANTALİTESİ)
 
Yer: Rize
Hangi ülkede; elektrik direğine yaşlanıp, ayakkabısına giren taşı çıkarmak için ayakkabısını silkeleyen birisi, yoldan geçen bir başkası tarafından (cereyana kapıldığı zannedilerek, kurtarmak amacıyla temas etmeden) kürekle vurularak kurtarılmaya çalışılır?..
 
Yer: Trabzon
Siz hiç başka bir ülkede, bir insanın, tuttuğu futbol takımının maçı, ya da siyasi partinin şeçimi kazanıp kazanmayacağı hakkında bir "uzvu" üzerine iddiaya girdiğini, "eğer kazanamazsak, ben de bunu keserim"
dediğini, iddiayı kaybedince Beşmele ile abdest alıp, iki rekat namaz kıldıktan sonra "onu" kestiği ve kan kaybından öldügünü duydunuzmu?..
 
Yer: Afyon

Siz hıç kahvehanede Okey oynanırken, İnsanların ve okey masasının üzerine inek düstügünü, duydunuz mu?
Toprak damlardan oluşan tipik anadolu mimarisi, sineklenen ve paniğe kapılarak nereye bastığını bilemeyen Sarıkız'ın ağırlığına dayanamamıştır..

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı




MENÜ